.....
akşam olmuş, eve yorgun geldim. televizyonu açtım. karnım aç. ölü koyun gibi gözlerimi dikmiş bakıyorum ekrana. derken bi amca çıkageldi beyazcama. sinirliydi, anlaşılmamış olmanın verdiği bir dürtme, yahut" allah belanızı versin, farkında değilsiniz" gibisinden bakıp bakıp cümle sıralıyordu etrafına.
mesele derelermiş. şu üzerlerine kurulası HESler.
amca bu barajlar yapılınca ağlayacaksınız dedi. delikanlının biri çıktı, evde elektrik yakmalım mı dedi. bende aynı soruyu sordum. aynı "can yücel küfrü"nü yutmaya çalışıp, yine anlatmaya çalıştı amca.. öyle derin dertlerin böyle basit sorulara karşı yapacağı ne vardı ki?
biraz daha konuştu, sonra gitti.
kapattım televizyonu. bilgisayarımın fişini taktım.
.....
hava çok sıcak.
öyle sıcak ki, hem oturuyorum, hem de terliyorum yerimde. kış olsa diye düşündüm bi an. sonra iki ay evvel yüzmeyi özlediğim bi anımı hatırlayıp sustum. gene de yağmur yağsa diye düşündüm kendimce.
evimin balkonu ne güzel, hep esiyor, hep esiyor.
yaz akşamları ne güzel. insan hem terliyor, hem meltemle ferahlıyor.
ama sokak köpekleri susuyormuş.
sus'tukları için hep,
hep susuyorlarmış sıcak günlerde.
bir bardak su diyememek!
içinden bir roman geçip de bir cümle kuramazsan aşktan.
yahut bir tek cümle kurmak için dilsiz yüzünü şekilden şekle sokman zavallılığından..
ya da susuzluğundan belki de.
susuzluk da aşk gibi. yakar değil mi içini?
.....
eskiden daha renkliydi görüntüler.
yok yok,
gerçekten çocukken elma daha kırmızı,
erik daha yeşil, bebek daha esmer, güneş daha sarıydı.
şimdi bütün renkler birbirine yaklaşmış gibi.
Kim taksın ki?
aynı anda kaçını düşünüp kafaya yoracaksın sen?
hayvanlar da sevişir insan gibi.
ya da insanlar sevişir hayvan gibi.
aslında insanlar biraz hayvani.
kendince,
hep kendine,
kendi derdinde..
.....
yeni bir lugat yazmaya hazırlanıyorum sanırım.
artık farklı anlamlara yeni kelimeler türeteceğim.
"sevgi" ile başlamak en iyisi.
en çok kirlenen o.
herkes seviyor herkesi. sevgisiz kimse yok. sor istersen.
ama az tüketip tasarruf etmeyi öğrenmişiz onda da.
dövüyor kadını cellat, seslenince "size ne seviyorum" diyor.
gençler otobüslerde "mein kampf" okuyor. hitler amcalarının bütün dünyayı peşinden sürükleyen idealist faşist iradesini seviyor.
taraftarlar takımlarını ölesiye seviyor, karşı taraftarların ikisi birazdan bıçaklanıyor.
genç adam aşık kıza. ama kız istememiş onu.
lakin o çok seviyor.
şarjöründe iki kurşun var.
biri öldüresiye sevdiğine,
biri "kendi"ne..
sevgi heryerde yani.
markette "çok taze" etiketiyle satılan hormonlu domatesler gibi.
suyu çıkmış. bomboş et kalmış kırmızı bir tenin altında.
insan kalbi gibi.
o yüzden siliyorum artık bu sözcüğü lügatten.
"sevgilim seni seviyorum" demiycek artık kimse. "seni düşünüyorum" denecek. "seni özlüyorum" diyecek, "seni anlıyorum" diyecek.
"sevmek" yasak.
sevince altından mutlaka birşey çıkıyor.
sonra ben telaşa kapılıyorum "şimdi bir şeyler olacak" diye.
bir balığın suyu sevdiği kadar sevmediği için insan kendini, artık aşk'ın yalancı ağzıyla konuşulmayacak.
öpecek misin yıllardır beklediğin duvağın altındaki tertemiz alnı,
duracaksın.
"seni seviyorum" demeyeceksin.
avcunun içi terliyor mu,
kalbin falan koşarcasına atıyor mu,
ağlayacak mısın ona bak.
öyleyse eğer,
sevgili kulusun yaratıcının.
öyle "sevip sevip" parçalanmamışsın.
.....
yaşasın siber sosyal toplum.
eskiden her şey ne zordu. bir yoksula yardım etmek için gidip bi yoksul bulman gerekirdi.
birini sevmek için, önce onu bulup aşık olman, livanelinin "bir insan ömrünü neye vermeli" diyen şarkısında duraksayıp, "sen ömrünü neye verirsin" demek için bir dosta ihtiyaç vardı.
beslemek için gerçek balıklara.
ağlamak için annenin omzuna.
ama şimdi herşey kolay.
hiçbir şey yapmadan herşeyi yapabilmek bu çağın dehası.
içinde bir iç olmayan kavramlara yaslanıp hayatta kalınabilir ne ala.
ne Das Kapital'i lan.
deyimler sözlüğü bile daha iyi.
eski sevgilim " mutlaka bir - ist olacaksam, hüman-ist olmayı tercih ederim" demişti bir zamanlar..
ben bir kaç yıla kadar komünist olmak için tam çalışmalara başlamıştım halbuki. bunu duyunca vazgeçtim.
oturduğum koltuğun, ya da kendi kendimi tatmin edebildiğim bi sosyal mastürbasyon aracının varlığıyla uçurumun kenarından döndüm.
şimdi iyiyim şükür.
şükürler olsun.
bereket versin abi.
bu günü aratmasın.
böyle iyi..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder