yokluğunun
garip biçimleri var..
sabahları
günaydın der mesela
yokluğun bana,
sabahın seherinde
sıcak bir öpüş olur.
sonra kahvaltı eder benimle,
ben evden çıkarken
arkamdan dua okur.
ara sıra
şehri gezer benimle yokluğun,
bana arkadaş olur.
tutarım olmayan ellerini,
yürürüm saatlerce
hem kalabalığım
hem yalnızlığım olur.
serin bir gece vakti
oturur masama
rakı içer benimle
türküler söyler bana yokluğun.
gözlerim dolar içtikçe,
yokluğun sırdaşım olur.
bazen
uzak yollardan döner gelir yokluğun.
yorgun olur
koynumda uyur.
kokusu siner yavaş yavaş evime,
nefes aldıkça gelir
verdikçe kaybolur.
içim mi dolmuş,
efkar mı basmış gönlümü,
hiç yalnız bırakmaz yokluğun
hemen gelir
başucuma oturur.
ben anlatırım,
o bastan dinler bildiklerini.
aklımı yitirdim sanırım konuştukça,
yokluğun tesellim olur.
yorgun düşer kimi zaman bedenim
ellerim üşür
dizlerim tutmaz olur.
yokluğun
bir tas çorba getirir o zaman,
ilaçsız komaz beni
hasta ellerimi tutar
yoldaşım olur.
yokluğun her yerdedir.
oturur,
kalkar,
şarki söyler,
durmadan konuşur,
kulaklarımı sağır eder yokluğun!
kapatırım gözlerimi korkudan,
ama orda da gelir beni bulur.
iste böyle kusursuz
ve tamdır senin yokluğun
an gelir
sensizliği tüketir
tek başına “sen” olur.
alır canımı azar azar
gün gelir
ecelim olur…
20 Haziran 2006
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder